Sanatçı Hakkında

Ressam, seramikçi ve şair. Geleneksel Türk öğelerini kullandığı yapıtlarıyla tanınır. Trabzon’daki ortaöğrenimi sırasında resim öğretmeni Zeki KOCAMEMİ’nin etkisiyle 1929’da İstanbul Güzel Sanatlar Akademisi’ne girmiştir. Sırasıyla Nazmi Ziya GÜRAN ve İbrahim ÇALLI atölyelerinde çalışarak iki yıl sonra Çallı atölyesinden mezun olmuştur. 1931’ de Fransa’ ya gitmiş, kardeşinin bursunu paylaşarak orada bir yıl kalmıştır. Bu süre içinde GAUGUIN’den kopyalar yapmıştır. 1932’ de ikinci kez Paris’e gittiğinde LHOTE’un atölyesinde bir yıl kadar çalışmış ve 1933’te İstanbul’ a dönmüştür. 1934’te D GRUBU’nun dördüncü sergisine resim vererek katılan sanatçı, son sergisine değin grup üyeliğini sürdürmüştür. Paris’e ikinci gidişinde tanıştığı Romanyalı Eren’in (Ernestine’ nin) çabasıyla 1935’ te ilk kişisel sergisini Bükreş’te açan Bedri Rahmi, 1936’ da Eren’le (EYÜBOĞLU) evlenmiş, bu arada çeşitli işlerde çalışmıştır. 1936’ da Moskova’ da düzenlenen “Çağdaş Türk Sanatı Sergisi”ne katılmış ve 1937’ de GSA’da LEVY’nin asistanı olmuştur. Cumhuriyet Halk Partisi’nin Halkevleri aracılığıyla yürüttüğü yurt gezileri programı kapsamı içinde 1938’ de Edirne’ye, 1941’ de, askerden döndükten sonra da Çorum’a gönderilmiştir. Çallı’nın atölyesinde öğrenci olduğu yıllarda Van GOGH’un resimlerine ve halk kilimlerine ilgi duyan Bedri Rahmi, Fransa’ya gittiği yıllarda yöresel özellikler taşıyan, halk türkülerinden esinlenen resimler yapma isteğindeydi. 1940’larda MATISSE ve DUFY’ye ilgisi artmış, Doğu sanatını incelemeye başlamıştır. Yurt gezilerinin etkisiyle yaptığı Anadolu görünümlü ve Anadolu’ ya özgü konuları işleyen resimlerinden sonra yöneldiği alan duvar resimleridir. 1950’lerde mozaik çalışmaları yoğunlaşmıştır. 1956’da Ankara Sergievi’ nde açılan ve yeni meclis binasına resim seçmek için düzenlenen Vilayet Tabloları yarışmasında seçici kurulda yer alan Bedri Rahmi, serginin alaylı bir biçimde kapatılması üzerine savaşım verenlerden biri olmuştur. Yaşamı boyunca Türkiye’ de ve dışarıda özel ve karma sergilere katılmış olan sanatçı, 1958’de Brüksel Dünya Sergisi için 272m2’ lik mozaik panoyu, 1959’da da Paris’ teki NATO Binası için, bugün yine Brüksel’ de bulunan 50m2’ lik panoyu yapmıştır. Bedri Rahmi, 1939’da Türkiye’de düzenlenen ilk Devlet Resim Heykel Sergisi’nde Üçüncülük, 4. sergide İkincilik ve 33. sergide Birincilik ödüllerini; 1958 Brüksel Dünya Sergisi için koyulan Büyük Ödülü, Saõ Paulo Bienali’ nde de Altın Madalya’yı kazanmıştır. Yaşamı boyunca Anadolu kaynaklı halk sanatı örneklerine eğilen Bedri Rahmi, Batı resminin teknik olanaklarını kullanarak Anadolu duyarlığını yansıtmak istemiştir. Bu çabasının başlangıcı 1930’ larda gerçekleştirdiği Karpuzlu Çıplak (1932), Odaiçi (1937) ve Deniz Kızları (1937) gibi resimlerinde açık bir biçimde görülür. Çevreye bakışı atölyesinde çalıştığı Lhote’ dan çok Matisse ve Dufy’ye benzer. Sanatçı Anadolu kültürünün tek bir örgesiyle yetinmediği gibi, çalışmalarını tek bir sanat türüyle sınırlamamış, yağlıboya, OYMABASKI (Gravür), MOZAİK ve SERAMİK en çok denediği alanlar olmuştur. Kullandığı renkler, seçtiği halk sanatı örneklerinin canlılığını taşırlar. Tüm etkilenmelerine rağmen Bedri Rahmi’ nin resimlerinde halk örgeleri aynen kopya edilmemiştir. Onun amacı örgelerin biçim ve renk zenginliğini çağdaş teknikleri kullanarak bir bireşime ulaştırmaktır. Bu anlayışla yaptığı çalışmaları giderek renk ve çizginin soyutlama olanaklarını araştırmasıyla birlikte gelişmiştir. Halk sanatının zenginliğini çağdaş teknikle yaşatma ve özgün bir Türk resmine ulaşma çabası içinde Bedri Rahmi’ nin önemli bir yeri vardır. Uzun yıllar yönettiği GSA’ daki atölyesinde pek çok öğrenci yetiştirmiştir. Halk şiirine de ilgi duyan sanatçı, ressamlığının yanı sıra şair yanıyla da tanınmıştır. Bazı gazete ve dergilerde yayımlanan deneme ve eleştiri onun çok yönlü kişiliğini yansıtan örneklerdendir