Sanatçı Hakkında

1907 yılında Romanya´nın Yaş kentinde dünyaya geldi. Lise çağında özel resim dersleri aldı. Yaş Güzel Sanatlar Akademisi´nde resim öğrenimi yaptı. 1929´da Paris´e gitti. Dört yıl Julian Akademisi’nde Andre Lhote´un Atölyesi´nde resim çalıştı. Paris’te olduğu süre içinde Monet ve Cezzane’nı inceledi ve bu sanatçıların kopyalarını çalıştı. 1930´da Paris´te Bedri Rahmi ile tanıştı ve 1936 yılında evlenerek İstanbul’a döndü.. 1936 yılında Eren Eyüboğlu ve Bedri Rahmi İstanbul´da dostluklarını devam ettirdiler.. O günden sonra, Türkiye´de bir Türk Sanatçısı olarak yaşayan Eren Eyüboğlu, Anadolu´yu dolaştı ve Anadolu insanının yaşam tarzını işlerdi. Eşliyle birlikte D Grubu’na katılarak grubun çalışmalarında etkin roller almıştır. Bedri Rahmi ile Anadolu’nun birçok yerini dolaşan Eren Eyüpoğlu, resimlerinde yarı soyut ve dışa vurumcu denebilecek bir doğa görüşüyle; Doğu insanının geleneksel yaşamına ait konuları resmetmiştir. Sanat yaşamı boyunca farklı değişim süreçlerinden geçmesine rağmen ana eğilimini, Pekmez Hanı (1949), Köylü Kadınlar Kervanı (1958, İRHM), Köde Oyuncakçı’da (1983) olduğu gibi belirgin bir şekilde sürdürmüştür. Ressam Eren Eyüboğlu eserlerinde folklorik özellikleri plastik değerlerle birleştirmiş, biçim olgunluğunu ve anıtsallığı yeğleyerek süslemecilikten kaçınmış, portre ve figürlerinde ışık gölge dağılımını bu esas doğrultusunda düzenlemiştir. 1930’larda gerçekleştirdiği yapıtlarında geleneksel süsleme sanatlarından yola çıkarak doğaya ve yöreye bağlı kalıp çağdaş ve özgün bir biçime ulaşma çabası sezilir. 1950 yıllarında Picasso, Braque gibi ustalardan yaptığı kopyalar sanatçıyı ayrıntıdan uzaklaştırarak yalınlığa, çizgisel ritim ve coşkulu bir renk lirizmine yöneltmiştir. 1955’ten sonra bu bağlam içinde rengin ön planda olduğu Lirik Soyutlamalar yapmıştır. 1970’ten sonra o güne kadar edindiği deneyimlerini kullanarak daha önce çalıştığı konulara dönmüştür. Bu dönem çalışmalarında figüre daha fazla düşkünlük görülür. 1980’e değin yeni renk ve çizgi değerleriyle yeni bir hayat bulan Anadolu manzaralarının yanı sıra, yine ayni renk ve çizgi anlayışından yola çıkarak anlamlı portre ve figürler çalışmıştır. “Görele’li Fatma Kadın” ve “Ağlayan Gelin” gibi portreleri, sanatçının biçim kaygıları yanı sıra duyarlı bir anlatım endişesi de taşıdığını göstermektedir. “Üç Güzeller”, “Dört Güzeller” gibi mitolojik konulu resimler de yapan Eren Eyüboğlu, bu tür temalara çağdaş bir yorum kazandırmıştır. Anadolu coğrafyası, kültür zenginlikleri ve Anadolu insanı, resimlerinin esin kaynağı oldu. “Türkiye´yi hiçbir zaman ikinci yurdum olarak görmedim. 1936 yılından beri anayurdum oldu Türkiye. Daha önce bilmediğim, tanımadığım nice değerler, bana çizip boyama, yaratma coşkusu veren değerler buldum yeni ülkemde”. Resme duyarlı ve sorumlu bir sanatçı idi Eren Eyüboğlu. Hiç ödün vermedi, başkaları sevsin diye resim yapmadı. Hep aradı, sordu; “Bir resim yaparsın çok iyidir, bir resim yaparsın fena değildir. Onu ´iyice´ bir resim izler, ´güzel´ bir resim, ´çok güzel´ bir resim daha sonra. Ama çok güzel bir resmi hiçbir şey izlemez. Bir çıkmazdır resim. Her zaman bilemezsin, bir önceki mi daha iyiydi, bir sonraki mi daha iyi olacaktır. Yoksa o anda yaptığın mı en iyisi, en güzelidir? Hem ne demek ´iyi´ , ´güzel´? Bir duvara asılacak resim o duvarın sahibine göre güzeldir. Ama resim, dekoratif amaçla yapılanlar hariç, süsleme amacı taşımaz. "Bir duvarı süslemek amacıyla yapmıyorum resimlerimi”, ölümüne dek üretti sanatçı. “Kendi yolumu bulduktan sonra, bu yolun önü tıkanık mı açık mı, ilerledim mi, geriledim mi yoksa yerimde mi saydım bilmiyorum. Bildiğim tek şey var, çalışmak çabamı ölüm elimden fırçayı alıncaya dek sürdürmek.” Resimle mimarlığın işbirliği konusunda Bedri Rahmi´nin görüşlerini paylaşan Eren Eyüboğlu, eşiyle birlikte Türkiye´de, bu alanda ilk yapıtlarını gerçekleştirdiler. Eren Eyüboğlu resmin yanı sıra başarılı Mozaik çalışmaları da yapmıştır. 1953 yılında, Etibank / Ankara için gerçekleştirdiği mozaik çalışmalarını, 4. Levent Mahallesi konut duvarları (1956-1957), Ankara Çocuk Hastanesi (1955), Hacettepe Hastanesi (1954-1955), İstanbul Manifaturacılar Sitesi (1963-1965), Cerrahpaşa (1978) ve Haydarpaşa Göğüs Hastalıkları Hastanesi (1979) için yaptığı mozaik panolar izledi. Ardında binlerce resim, desen, seramik bırakan Eren Eyüboğlu 30 Ağustos 1988 günü, son otuz yılını yaşadığı Kalamış´taki atölye evinde yaşama gözlerini kapadı. "Ben sonradan olmayım, Eren, Anadan doğma ressamdır"